Kutsal Bilgi Kaynağından, Cehaletin Lağım Çukuruna: İnternetin Yeni "Mahlukları"
Editör
Dile kolay... Tam 25 yıl. Çeyrek asırdır bu dijital okyanusun içindeyim. 20 yılı aşkın süredir internet medyasında fiilen hizmet veriyor, öncesinde de web tasarımından e-ticaretine kadar bu işin mutfağında dirsek çürütütük. Bu cümleyi kuracağım hiç aklıma gelmezdi internet bir kültürdü, bir adabı vardı. Bilgiye ulaşmanın, üretmenin bir ağırlığı vardı.
Ama son 5-6 yıldır, özellikle de son 2 yıldır yaşadığımız şeyin adı teknolojik devrim falan değil; düpedüz bir "medeniyet erozyonu".
Afedersiniz ama, medenilikten ve ahlaktan nasibini almamış, tabiri caizse dağdan inip nasıl olmuşsa eline bir akıllı telefon geçirmeyi başarmış tuhaf bir kitle türedi. Eskiden "cahil cesareti" der geçerdik, şimdilerde bu durum tehlikeli bir özgüven zehirlenmesine dönüştü. Teknoloji nimetinden faydalanıp kendini geliştirmesi gerekirken, elindeki telefonu sadece etrafa nefret kusmak için kullanan, internet erişimi olan ama beyin erişimi "kapsama alanı dışında" kalan bazı mahluklar sardı dört bir yanımızı.
Bu tiplerin en belirgin özelliği; hiçbir konuda bilgi veya fikirleri olmamasına rağmen, her konuda "uzman" kesilmeleridir. Hayatında iki satır makale okumamış, bir konuda emek verip ter dökmemiş şahıslar, yıllarını bu işe vermiş insanlara parmak sallıyor. Eleştiri mi? Asla. Yaptıkları şeye eleştiri demek, eleştiri kavramına hakarettir. Bunların yaptığı tek şey, içlerinde biriktirdikleri o karanlık lağımı, klavye tuşları aracılığıyla insanların üzerine kusmak.
Durum öyle vahim, öyle akıl almaz bir boyuta ulaştı ki; hedef gözetmeksizin saldırıyorlar.
YouTube’da bir teknoloji editörünü düşünün; adam cihazı inceliyor, teknik veri paylaşıyor. Altındaki yoruma bakıyorsunuz, akılla mantıkla izahı olmayan bir linç girişimi. Dünyayı gezen, tek derdi bize farklı kültürleri göstermek olan gezginler, hatta ve hatta işi sadece yemek yapmak olan masum kanal sahipleri bile bu linçten nasibini alıyor. "Yemeğin tuzu eksik" demek yerine, şahsına, ailesine, varlığına hakaret etmeyi kendinde hak gören bir güruhla karşı karşıyayız.
Bu dijital zorbalara, bu klavye gereksizlerine haddini bildirmenin vakti geldi de geçiyor. Unutmayın efendiler; elinizdeki telefon sizi alim yapmaz, internet paketiniz bitene kadar sizin aktrisliğiniz…
Cevap Vermiyorsak Korkumuzdan Değil, Kalitemizdendir
Şimdi gelelim o meşhur sessizliğimize... Sanmayın ki editörlerimiz size cevap vermiyorsa, bu onların acziyetinden veya sizden çekindiklerinden kaynaklanıyor. Hayır efendim! Eğer size cevap verilmiyorsa, bu tamamen sizin o kıt zekanızla ve firavunlaşmış, kireç tutmuş fikirlerinizle muhatap olmaya tenezzül edilmemesindendir. Her havlayana taş atacak vaktimiz yok bizim.
Gelelim şu "Yorum yazdım, eleştirdim diye beni engellediler" yaygarası koparan taifeye...
Şunu o kalın kafanıza iyice sokun: Sizi editörümüz engellediyse, eleştirinizden dolayı değil; üslubunuzun bozukluğundan, seviyenizin yerlerde sürünmesinden dolayı engellemiştir. Biz burada gece gündüz demeden, karda, yağmurda, çamurda, çukurda; kimseden beş kuruş ücret talep etmeden, sadece habercilik aşkıyla koşturuyoruz. Fotoğraf çekiyoruz, haber kovalıyoruz, emek veriyoruz.
Sonra bakıyoruz; akılsızın biri gelmiş, verilen onca emeği hiçe sayarak, haberle ya da konuyla uzaktan yakından alakası olmayan saçma sapan zırvalar yazmış. Açık konuşuyorum; bu bizim gücümüze gidiyor arkadaş! Bizim emeğimiz, sizin stres topunuz değil. Editör arkadaşım da haklı olarak; "Böyle seviyesiz, cahil kişiler bizim haberimizi okumasın" diyor ve basıyor engeli. Bilin istedim.
Yani eğer engellendiyseniz, bu sizin muhalif duruşunuzdan falan değil; okuyucu kitlemizin kalitesini, ortalama zekasını aşağı çekmenizden dolayıdır. Yoksa edebiyle, adabıyla, mantık çerçevesinde eleştiri yapanlar var; inanın hepsi başımızın tacı. Biz o eleştirileri dikkate alarak 20 yıldır kendimizi güncelliyoruz, büyütüyoruz.
Özetle; eğer engellendiyseniz suçu bizde aramayın, geçin aynanın karşısına kendinize bir bakın derim. Sizin bizi okumanıza gerek yok... Gidin kendiniz yazın, kendiniz okuyun. Kendi sığ dünyanızda debelenin.
Bizim sizin gibi saygısız bir kitleye hizmet etme gibi bir niyetimiz de yok, mecburiyetimiz de. Biz aklı başında, ne okuduğunu anlayan günlük 25 binin üzerindeki sadık okuyucumuzla gayet memnunuz, mutluyuz. Aradaki 5 tane klavye gereksizi, 3-5 tane lüzumsuz bizi takip etmese de olur; eksikliğinizi hissetmeyiz, aksine havamız temizlenir.
Ve son not: Bu yazdıklarımın siyasetle, sağla solla hiçbir ilgisi yoktur; bu tamamen bir kalite, bir edep ve bir insanlık duruşudur.


