Abdullah Taha Yıldırım Murat Tepeçınar Sami Kafadar
Çetinler Kereste İnşaat Akyazı
Batakköylü Düğün Salonu

HELAL RIZIK PEŞİNDE OLMAK!

2022-09-24 14:35:10
720 OKUNMA

Şehabeddin Mahir Tuna

Rızık kelimesi terim olarak Allah Teâlâ’nın canlılara yeme içme ve başka hususlarda yararlanmak üzere verdiği her şeyi ifade eder. Yani insan farkında olsun veya olmasın sahip olduğu her şeyi kendisine Allah vermiştir ve verilen her şey kendisinin rızkıdır. Kur’an-ı Kerimde 100 den fazla ayette ve birçok Hadis-i Şerifte rızıktan ve rızkın Allah’ın takdirinde olduğundan bahsedilmektedir. Buna göre ister çalışsın ister çalışmasın, ister Müslüman olsun ister olmasın dünyaya gelen her canlı rızkıyla doğar ve rızkını almadan da bu dünyadan ayrılmaz. Rızık artmaz, eksilmez ve asla değişmez.
 
Her insanın rızkı ezelden belli olsa da bu rızkı nereden ve nasıl elde edeceği ile nerelere harcayıp kullanacağı çoğunlukla insanın kendi tercihine bırakılmıştır. Dolayısıyla rızık konusunda insana düşen iki şey vardır. Birincisi rızkını helal yoldan elde edecek vesileler araması ve helal rızık peşinde koşması ikincisi ise elde ettiği rızkını helal yolda ve helal yerlerde harcaması. Konunun daha iyi anlaşılması için bir hikaye anlatalım:
 
Zamanın birinde yetim ve fakir genç bir hamal varmış. Günlerden bir gün genç hamal pazarda hamallık yaparken yerde bir kese bulmuş. Etrafına şöyle bir bakınmış kimseler yok. Bulduğu kahverengi kadife kumaş keseyi merak edip açınca içerisinde 100 altın olduğunu görmüş. Şeytan ve nefsi hemen genç hamala “Bu kese sana Cenab-ı Allah’ın bir ikramı. Bak sahibi yok. Senin yoksulluğuna rağmen alın teri ile çalışmana karşılık Allah sana bu keseyi ikram etti. Al götür evine bu kese senin hakkın” şeklinde vesvese verse de helal rızıkla beslenip İslâm terbiyesi alan hamal şeytana uymamış ve “Bir şeyini kaybeden var mı?” diye bağırarak pazarda uzun süre dolanarak kesenin sahibini aramaya başlamış. Bir süre sonra yaşlı bir adam hamalın yanına gelerek ve “Evladım ben bir şeyimi kaybettim” demiş. Hamal neyini kaybettiğini sorunca yaşlı adam “kahverengi kadife bir kesemi kaybettim” diye cevap vermiş. Hamal son olarak içerisinde ne vardı diye sorunca yaşlı adam 100 altını olduğunu söylemiş. Bunun üzerine hamal keseyi yaşlı adama vermiş. Yaşlı adam hamal istemese de o 100 altından 30 unu genç hamala hediye vermiş ve dua ederek yanından ayrılmış.
 
Genç hamal sevinçli ama şaşkın bir halde bu kadar altını ne yapacağını düşünürken aklına ticaretle uğraşan ve aynı mahalleden tanıştığı arkadaşı gelmiş. Hemen arkadaşının yanına gidip olayı anlatmış ve bu altınları nasıl değerlendireceği konusunda istişare etmiş. Kendisini çok seven arkadaşı da isterse kendilerinin ticaretlerine ortak olabileceğini söylemiş Genç hamal bu teklife çok sevinmiş ve altınları verip arkadaşına ortak olmuş. Aradan birkaç sene geçmiş ve işleri her geçen gün daha da büyüyen iki arkadaş hatırı sayılır bir zenginliğe ulaşmış. Günlerden bir gün arkadaşı genç hamala eskiden fakir olduğu için gündeme almadığı ama İslam dininde çok önemli bir yeri olan evlilik vaktinin geldiğini hatırlatmış. Bunun üzerine genç hamal kendisinin bu işlerden anlamadığını ve kendisinin bildiği veya tavsiye edeceği uygun biri varsa evlenebileceğini söylemiş. Arkadaşı da yakın zamanda İslam ahlakı ile bezenmiş salih bir müşterisinin yanına iş için gideceğini ve bildiği kadarıyla o müşterisinin bekar bir kızı olduğunu söyleyip eğer kendileri de uygun görürlerse o kızı kendisine isteyeceğini söylemiş. Hamalın arkadaşı ve ortağı bahsettiği kimseye gidince vefat ettiğini öğrenmiş. Bunun üzerine kızın annesinden kızı genç hamal için istemiş ve kabul edilince genç hamalla kızın düğünü yapılmış. İzdivaç gecesi gelin kız elinde bir bohça ile genç hamala yaklaşmış. Genç hamal bu nedir diye sorunca gelin kız: “Bu benim babamın vasiyetidir. Bana bir gün bunu verip “Kızım! Bu benim damadıma düğün hediyemdir. Olur da o günleri göremezsem damadıma sen verirsin!” diye bana vermişti.” demiş. Genç hamal şaşkın ve meraklı gözlerle bohçayı açınca bohçadan içerisinde 70 altın olan kahverengi bir kese çıkmış. Genç hamal bir süre sonra evlendiği kişinin yıllar önce pazarda bulduğu o kesenin sahibinin kızı olduğunu anlamış oldu.
 
Kıssadan hisse o ki… Herkesin rızkı ezelden Allah’ın ilmi ve takdiri ile bellidir. Ama nasıl kazanılacağı ve nasıl harcanacağı insanın tercihine bırakılmıştır. O genç hamala 100 altın rızık olarak ezelden takdir edilmiştir. Genç hamal keseyi ilk bulduğunda alsaydı rızkına yine erişecek fakat “haram” yolu tercih etmiş olacaktı. Ama o haramdan kaçındı ve sahibini bulup teslim etti. Bir süre sonra aynı rızka “helal” yoldan sahip oldu.
 
Takdir Allah’ın Tercih Kulların…
Bu gün bizler için de durum aynıdır. Hepimizin rızkını elde etmek için tercih ettiği yollar ve vesileler vardır. Müslümana düşen helal yollar peşinde rızkını aramaktır. Bu yolun haram bir yol olduğunu fark ettiğinde ise imanın ve İslam’ın gereği olarak Müslüman’a düşen “ben bu işi yapmazsam aç kalırım, fakirleşirim, sıkıntı çekerim” şeklinde bahane ve şeytani vesveselere kanmayıp en kısa sürede helal rızık peşine düşerek rızkın asıl sahibine güvenmesidir. 
 
Diğer taraftan rızkı için tercih ettiği vesile helal bir iş ise de işini en güzel ve olması gerektiği şekilde yaparak o rızka haram karıştırmamalıdır. Söz gelimi bir işçi veya memur günde belli bir saat çalışıp aylık ücret alıyorsa aldığı ücret rızkıdır. Ama mesaisine riayet ederek ve işini en güzel şekilde yaparak rızkını helalinden elde eder. Ama kaytararak veya işini savsaklayarak ayı doldurup rızkına haram karıştırarak elde eder. Bu konuda tercih kendisindedir. Bir pazarcı isterse tezgahın önüne dizdiği iyi malların aynısını arkadan da poşete doldurup rızkını helalinden kazanır. İsterse tezgahın önüne malın iyisini dizip arkadan çürük ezik ve daha kötü malları müşterisinin poşetine doldurup rızkına haram karıştırır, tercih kendisinindir. Bir usta ister işini düzgün ve vaktinde söz verdiği gibi yapar ve helalinden rızkını kazanır. İsterse söz verdiği zamanda gelmez, işi zamanında ve düzgün yapmayarak rızkına haram karıştırır. Bir sanayi ustası ister servise tamire gelen arabayı konuştuğu malzeme ile düzgün bir şekilde tamir ederek rızkını helalinden kazanır. İsterse konuştuğundan farklı malzeme kullanıp yalanlarla işi düzgün yapmayarak rızkına haram karıştırır. Bir amir veya yetkili işinde adil olur, adil davranır, hak yemez ve yedirmez. İşin gereği neyse onu yaparak amirlik yöneticilik yapar ve rızkını helalinden kazanır. İsterse görevini kötüye kullanır, hak yer ve yedirir. Torpil yapıp adam kayırır ve hem kul hakkına girip hem de rızkına haram karıştırır. Örnekler çoğaltılsa da görüldüğü gibi hepsinde tercih kullarındır.
 
Allah’ın Takdirine İsyan Edilmez…
Hz.Allah herkesi farklı ırk, cinsiyet ve surette yaratarak imtihana tabi tuttuğu gibi dünyada farklı rızıklarla rızıklandırmak suretiyle imtihana tabi tutmuştur. Bu nedenle rızkını az gören insanların çok olanlarla kıyaslayıp Allah’a isyan etmesi veya isyana meyletmesi kulluğa terstir. Kula düşen her durumda rabbine hamd ve şükür içerisinde olmak ve helal rızık peşinde hayat mücadelesini sürdürmektir. Tabi elde ettiği rızıkları da israf etmeden helal yerde kullanmak ta kulluğun bir diğer gereğidir. 
 
Bilinmelidir ki hiç kimse işinden kaytararak, müşterisini kandırıp kazıklayarak, çalıp çırpıp haksız kazanç elde ederek rızkını arttırmaz. Sadece rızkını haram yoldan elde etmiş olur.  Ve yine bilinmelidir ki bir farzın yapılmasına engel olan her iş, yapılan işin haramlığına sebep olur. Yani müşteri ya da iş kaçacak diye bir Müslüman farz olan namazından orucundan vazgeçmez ve taviz vermemelidir. Ve bir Müslüman namaz kılamadığı veya farzlardan taviz verdiği hiçbir işi daha fazla para alıyorum diye tercih etmez. Çünkü ne olursa olsun rızkı asla değişmeyecektir. Sadece tercihini yanlış kullanmış olacaktır. Yani rızka vesile olan şeylerin peşine gidip Rezzak yani rızkı asıl veren unutulmamalıdır. Ve son olarak yine unutulmamalıdır ki ibadetlerin ve duaların kabulünün en önemli unsurlarından biri de helal rızıktır. 
 
Bir Ayet:  “Allah dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. Dünya hayatıyla övünenler bilsinler ki dünyadaki hayat ahiret yanında sadece bir geçimlikten ibarettir” Rad Suresi-26
 
Bir Hadis-i Şerif: “Allah’tan korkun, istediğiniz şeylere kavuşmak için, iyi sebeplere yapışın. Kötü sebeplere yanaşmayın! Hiç kimse, takdir edilen rızkına kavuşmadıkça ölmez…” Hakim
 
Şehabeddin Mahir TUNA
İlahiyatçı Yazar
sehabeddinmahir@gmail.com

YORUM YAZ

ADINIZ SOYADINIZ:
YORUMUNUZ:
Tunga Tegin 1 yıl önce2022-09-24 15:57:45

Allah razı olsun, çok güzel anlatmışsınız.

0
-0

Diğer Yazıları

TRAC Sakarya şubesinde toplantı
1 / 15
Yakıcı

YAZARLARIMIZ

   

EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK YORUMLANANLAR

AKYAZI HABER

Arşiv Haber Arama

Marmara Göz