Marmara Göz
10 K Grup
Ellidört Park

Benim güzel peygamberim!

17-04-2024 10:30:33 - YAŞAM
Benim güzel peygamberim!

Allah Resûlü’nün (s.a.v.) hayatına ilişkin öğrendiğiniz her yeni bilgi size onu biraz daha sevdirir

Lonca Doğalgaz
Onda insanlığı, dürüstlüğü, sevgi ve muhabbeti, vefayı, merhameti görürsünüz. 
 
İşte size bir örnek olay:
 
Çölde yaşayan Zâhir adında bir bedevî vardı. Zaman zaman Medine’ye gelir ve geldiği zaman da Allah Resûlü’ne (s.a.v.) çölden hediye getirirdi. Allah Resûlü de Zâhir Medine’den ayrılacağında ona mutlaka bir şeyler verirdi. Onun hakkında “Zâhir bizim çöldeki temsilcimiz, biz de onun şehirdeki temsilcisiyiz” derdi. Rivayetlerde Zâhir’in yüzünün çirkin bir görünüme sahip olduğu belirtilir. 
 
Bir gün Zâhir, Medine pazarına bazı şeyleri satmak üzere getirmişti. Pazarda alım-satımla uğraşırken peygamberimiz onun arka tarafından gelerek onu iki elinin arasına aldı. Neye uğradığını ve kim tarafından sarılıp sarmalandığını anlamayan Zâhir “sen de kimsin, beni bıraksana!” diye bağırmaya başladı. Kafasını arkaya çevirince bir de ne görsün! Kendisini peygamberimiz sarıp sarmalamış. Bunu görünce çırpınmayı bıraktı. Peygamberimiz pazarın ortasında “bu köleyi benden kim satın almak ister?” dedi. Peygamberimizin yaptığı bu şakayı Zâhir de sürdürdü: “Ey Allah’ın Resûlü! Beni köle olarak satarsan [yüzümün çirkinliği sebebiyle] bu ticarette zarar edersin, onu söyleyeyim, benim değerim düşüktür!” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz “ama senin Allah katında değerin düşük değil, yüksektir” buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 12648 no’lu hadis).
 
Peygamberimizin hayatındaki bu olayı okuduğumda derinden sarsıldım. Onun ne kadar gönül alıcı, vefalı, kıymet bilici olduğunu bir kere daha gördüm. Araplar arasında bedevîler şehirliler tarafından küçümsenirdi. Çünkü onlar yol yordam bilmez, kaba-saba kişiler olarak görülürdü. Buna bir de Zâhir’in yüzünün kötü görünümünü ekleyin ve insanların böyle bir kimse karşısındaki tavır ve tutumunu düşünün… 
 
Allah Resûlü ise Medine’ye her geldiğinde bir şekilde kendisine hediye getirmeyi ihmal etmeyen bu güzel kalpli insanı çok seviyor. Onu onore ediyor, kendisi hakkında “bizim çöldeki temsilcimiz” diyor. Hiçbir zaman Medine’den eli boş göndermiyor. Daha da ileri gidiyor! Zâhir’in belki de bedevî olması ve yüzünün çirkin olması sebebiyle gerek Zâhir’in kendi zihin dünyasında gerekse insanlar arasında ona karşı oluşabilecek küçümseme, hor ve hakir görmeyi bertaraf etmek istiyor. Ancak bunu yaparken Zâhir’in gönlünü kırmak da istemiyor. Onun için bir plan yaparak Zâhir’i Pazar yerinde iken arkadan tutuyor. İşi bir tür şakaya vurarak “köle satıyorum, bu köleyi alacak olan yok mu” diyor. Zâhir, hem bedevi hem de yüzünün çirkinliğini hatırlatarak kendi şuur altında hissettiği değersizlik durumunu ortaya koyuyor ve “beni satarsan çok para kazanamazsın, ben değersiz biriyim” diyor. İşte peygamberimizin bertaraf etmek istediği düşünce tam da bu! Belki de bunu önce onun ağzından duymak istiyor. Sonra da hem onun hem de Pazar halkının huzurunda “senin Allah katında değerin çok yüksek” diyor. 
 
Allah Resûlü’nün bu kadar içli dışlı olduğu, kendisiyle şakalaştığı, sevdiğini söylediği, hediyeleştiği, Allah katında üstün olduğunu belirttiği bir kimseyi bundan sonra herhangi bir şahıs küçük görebilir mi? Yalan söylemesi mümkün olmayan bir peygamber tarafından “Sen Allah katında değerlisin” müjdesini almış olan kişi, bundan sonra kendisini değersiz görür mü? Yüzünün çirkinliğine takılıp kalır mı? 
 
Bir başka sözünde ne buyuruyordu Allah Resûlü? “Muhakkak ki Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz ama sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, el-Birr ve’s-sıla, 34)
 
Modern zamanlar bizden ne kadar çok şeyi alıp götürdü… Şimdilerde insanlığın bütün çabası güzel ve yakışıklı görünmek üstüne. Fitness salonları, kozmetik ürünleri, estetik ameliyatları, bitip tükenmek bilmeyen diyetler… Hepsi ama hepsi ölünce toprak olacak bedene yapılan yatırım. Bir de zengin olmak, köşeyi dönmek, çok kazanmak. Bu özelliklere sahip olmayana kıymet ve değer verilmiyor. İnsanlar nezdinde değerli olmayanın Allah katında da değeri olmayacağı zannediliyor.
 
Allah Resûlü’nün (s.a.v.) edep ve terbiyesinden ne kadar uzağız! Onun sünnetine ne kadar da muhtacız!
 
Rabbimiz onun yaşantısını örnek almayı bizlere nasip eylesin. İnsanlığı ölçüp biçerken gelip geçici güzelliklere ve mal-mülke göre değil hakiki güzellik olan iman ve güzel ahlaka göre değerlendirme yapmayı bizlere nasip eylesin.
 
Soner Duman hocamızın kaleminden Süleyman Bayrak yeni mahalle ulu cami imamı
Akgün Restoran Çorba

YORUM YAZ

ADINIZ SOYADINIZ:
YORUMUNUZ:
SAMEK’in el emeği göz nuru eserleri görücüye çıkıyor
1 / 15
Yakıcı Garden

YAZARLARIMIZ

   

EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK YORUMLANANLAR

AKYAZI HABER

Arşiv Haber Arama

Aytaş Home 3