Hürmüz Krizi Körfez’i Vurdu
marmaragöz

Orta Doğu’da Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve ardından gelen karşılıklar, bölgesel bir krize dönüştü. Yaklaşık bir aydır süren çatışmalar, özellikle enerji ihracatına bağımlı Körfez ekonomilerini ciddi şekilde etkiledi.

Boğazın kapanmasıyla birlikte petrol ve doğal gaz sevkiyatında büyük aksama yaşandı. 27 Şubat–30 Mart döneminde Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkelerin toplam petrol ihracatı günlük 12,3 milyon varilden 7,8 milyon varile geriledi.

Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi verilerine göre yalnızca petrol gelirlerindeki kayıp 15 milyar doları aştı. LNG ve diğer enerji kalemleri de eklendiğinde toplam ekonomik zararın 50 milyar doların üzerine çıktığı belirtiliyor.

Krizin etkisi sadece enerjiyle sınırlı kalmadı. Enerji üretimi, lojistik, ticaret yolları, finans ve turizm gibi pek çok alanda yavaşlama yaşandı. İlk dört haftalık süreç, bölge ekonomilerinde ciddi bir daralma olduğunu ortaya koydu.

Dünya enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık dörtte biri bu güzergâhtan geçiyor. Özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük ekonomiler, bölgeden önemli miktarda enerji ithalatı gerçekleştiriyor.

TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, yaşanan arz daralmasının modern tarihin en büyük kesintilerinden biri olduğunu belirterek, küresel enerji sisteminin daha parçalı ve çok merkezli bir yapıya doğru evrildiğini ifade etti.

Krizin derinleşmesi ihtimaline karşı Uluslararası Enerji Ajansı üyesi ülkeler, yaklaşık 400 milyon varillik acil petrol stokunu piyasaya sunma kararı aldı. Bu adım, petrol fiyatlarının kısa sürede varil başına 100 doların üzerine çıkmasının ardından piyasadaki dalgalanmayı sınırladı.

Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi nedeniyle Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkeler neredeyse tamamen bu geçiş noktasına bağımlı durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise boru hatlarıyla alternatif ihracat yollarını devreye almaya çalışıyor.