SULTAN FATİH'E EŞ CİNSEL YAKIŞTIRMASI
Hürriyet'in Pazar ekinde Kültürazzi müsteharıyla yazan kişi Hilmi Yavuz'un Sultan Fatih'e 'eşcinseldi' diye hakaret ettiği cümleleri
Peygamber Efendimiz'in; "İstanbul mutlak fethedilecektir. O'nu fetheden
komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir." sözlerine nail olmuş bir insan hakkında bu denli hakaret içeren sözlerin yazılması hiç hoşnutluk verici birşey değil ve halkı kin ve nefrete sürüklemektedir. Doğan medya gurubuna ait olan bu yayın kuruluşu daha öncede çocuklara dağıttığı hügo adlı oyunlarda bölünmüş Türkiye haritasıyla gündeme gelmiş peşinden ise yine aynı holdingin petrol şirkertlerine ait web sitesinni ingilizce versiyonunda bulutlar bölünmüş türkiye haritasını andırır göründüğü için basına yansımış ve tepki görmüştü. Bunların bir tesadüf olduğunu düşünüyor ve bu tür davranışları şiddetle kınıyoruz.
İşte o Haber ;
Hürriyet'in Pazar ekinde Kültürazzi müsteharıyla yazan kişi Hilmi Yavuz'un Sultan Fatih'e 'eşcinseldi' diye hakaret ettiği cümleleri kendi köşesine taşıyıp bakın neyle ilişkilendirdi
Gay padişah olur da belediye başkanı olmaz mı
Gay padişah olur da belediye başkanı olmaz mı Geçen haftanın gündeme damgasını vuran olayı, aralarında Murathan Munganın da bulunduğu Barış Meclisi üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde DTPye destek ziyareti sırasında geçen gay belediye başkanı muhabbetiydi.
Bu diyalog cuma günü Hürriyetin manşetiydi. Kısaca hatırlatayım.
Avrupa Parlamentosunda Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Daniel Cohn-Bendit, Ufuk Uras, Murathan Mungan ve Sırrı Sakık arasında geçen konuşmada, Benditin "ABye girerseniz gay belediye başkanına hazır olun" sözü üzerine Mungan "Ben adayım" demiş. Bunun üzerine Urasın "Sol destekler, ya DTP" sorusuna da Sakık "Ölümüne destekleriz" cevabını vermişti.
Bu olay bana Hilmi Yavuzun Roxy tarafından çıkartılan Gastenin son sayısındaki Edebiyat ve Eşcinsellik başlıklı yazısını hatırlattı
Hilmi Yavuz yazısına "Türkiyede eşcinsellik, Cumhuriyetin bir tabusu olarak görünür" diye başlıyor ve şöyle devam ediyor: "Osmanlının eşcinselliği neredeyse tarihsel ve cinsel bir norma dönüştürmesine karşılık, Cumhuriyet etiğinin, eşcinselliği kamusal söylemin dışına çıkardığını söyleyebiliriz sanıyorum. Cumhuriyetin ilk elli yılında, örneğin, bir eşcinsel edebiyattan söz etmek şöyle dursun, yazarların eşcinsel kimliklerinin örtbas edildiklerine tanık olunmuştur. Bugün artık hepimiz biliyoruz: Hüseyin Rahmi Gürpınar eşcinseldi; Nahid Sırrı Örik de öyle! Abdülhak Şinasi Hisar da! Hatta, Sait Faik de! Oysa ne Hüseyin Rahminin, ne Nahid Sırrının, ne de Abdülhak Şinasinin yapıtlarında en ufak bir eşcinsel ima bulmak mümkündür. Belki Sait Faikte, biraz! Özel yaşamlarında da, eşcinselliklerini titiz bir mahremiyetle korumaktan yana olduklarını biliyoruz onların. Bir marjinik olarak eşcinselliğin, çoğulcu yaşamın bir segmenti konumuyla, kamusal alanda görünür ve konuşulur olması 1970lerden sonradır. Bugün artık, cinsel tercihlerini gizleme gereği duymayan eşcinsel yazarlarımız, şairlerimiz var. Adlarını hepimiz biliyoruz!"
FATİH DE EŞCİNSELDİ
Hilmi Yavuz yazısının bundan sonraki bölümünde ise sözü asıl Osmanlı eşcinselliğine getiriyor ve orada da Fatih Sultan Mehmedin Avni mahlasıyla yazdığı divan şiirlerinde bunun net bir şekilde ortaya konduğunu, hatta bir vezirini sevgilisine ilgi gösterdi diye hapse attırdığını yazıyor:
"Hatırlayanınız var mıdır, bilmiyorum. Ama bundan tam on yıl önce Fatih Sultan Mehmedin eşcinsel olduğu konusunda bazı tartışmalar olmuştu. Fatihin ünlü iki gazeli vardır: Birincisinde, Veyis adında bir güzel oğlanı över, gazelin sonunda da Ey Avni! Taliin iyi gitti ve o sevgili (Veyis) misafirin oldu. Fırsatı kaçırma; zira Veyis bin cana bedeldir der. Malum, Avni Fatih Sultan Mehmedin mahlasıdır; yani, şiirde kullandığı adı! İkinci gazelde, Galatada bir kilisede görevli genç bir papazı öve öve bitiremez Fatih.
.....
Fatih Sultan Mehmedin eşcinselliğinden Osmanlı rahatsızlık duymamış ki! Rahatsızlığı, bugünün etik kriterleriyle geçmişi aklamaya(!) çalışanlar hissediyor... Osmanlının bu konuda gizlisi saklısı yok! Veziri Ahmed Paşanın, gözdesi olan oğlanlardan birine gönül vermesi üzerine, gazaba gelip onu Kapıcılar Odasına hapseden de Fatih Sultan Mehmedden başkası değildir."
Yazıdan çıkan sonuca ve Mecliste yaşanan diyaloğa dönersek, Murathan Mungan neden belediye başkanı olmasın ki? Tarih tekerrürden ibaret değil miydi?
Haber7




