Euro 2016 Macerası Çek Cumhuriyeti & Türkiye

Evet bu sefer yazıma çok coşkulu başlıyorum. Bugün üzerimde ay yıldızlı formam ile Lille sokaklarında keyifle gezebiliyorum. 54 numaralı "The King of Comeback" ( Geri dönüşlerin kralı ) yazılı formam ile göğüsümü kabarta kabarta Türkiye diye diye yürüyorum sokaklarda...

 

Dönelim zafer maçından önceki güne. Lille'den sabah treni ile maçın oynanacağı Lens şehrine geçtik. Tabiki bizi istasyonda yağmur karşıladı. Neredeyse hangi maç için şehire gitsek bir yağmurla karşılaşıyoruz. Biraz ıslandıktan sonra statta bulduk kendimizi. Digitürk ekibi olarak maç öncesi yayın için gerekli hazırlıkları yaptık. Önce Çek Cumhuriyeti basın toplantısı ve antrenmanını canlı bağlantılar ile lig tv izleyenlerine aktardık. Ardından Türkiye basın toplantısı ve antrenmanından notlar sıcağı sıcağına izleyenler ile paylaşıldı. Biz günü bir umutla noktaladık. Zafere inanıyorduk.

 

Maç günü erkenden yola koyulduk. 45 dakikalık bir tren yolculuğunun ardından Lens istasyonuna ulaştık. Enteresandır bizi yine yağmur karşıladı. Güne umutla başlayan ekibimiz ile birlikte ilk fotoğrafımızı Gare De Lens istasyonun önünde "Neden olmasın?" başlığı ile paylaştım. Biraz yağmurda yürüdükten sonra  Stade Bollaert-Delelis Lens'e ulaştık. Türkiye'miz için çok önemli olan bu maçı anı anına izleyicilerimize aktarmak için canlı bağlantılarımız erkenden başladı. İlk başlarda çok seyirci olmayacağı kanaatindeydim fakat öğleden sonra stad çevresinde Ay yıldızlı bayraklarımız dalgalanmaya başlamıştı. Türk seyirciler yavaş yavaş geliyorlardı. Yayına saatler kala Şansal Büyüka ve Ersun Yanal'da maç öncesi yayın için stadın kapısında gözüktü. Hatta Şansal abi maç öncesi Türk tataftarla bir fotoğrafta çektirmeyi ihmal etmemiş. Stüdyo hazırlıklarımız bittikten sonra yayına Şansal abinin sunuculuğu ve  Ersun Yanal'ın analizleri ile başladık. Bize 2-0 lık galibiyet büyük bir avantaj sağlıyordu tabiki diğer gruplardaki rakiplerimizin puan kaybetmesine de bağlıydı. Bu hesaplar yapılırken Türk Milli Takım otobüsünün sporcu girişine yanaştığı görüldü. Takım  elbiseli futbolcularımız otobüsden iner inmez attılar kendilerini yeşil sahaya. Arda Turan çıktı ilk önce sahaya. İspanya maçında ıslıklanan Arda taraftar tarafından alkışlanıyor Arda! Arda! diye yankılanıyordu tüm stad. Sanki bir özür mahiyetindeydi bu durum. Maç saati geldi çattı. Ersun hocamla birlikte maç anlatım pozisyonuna doğru yola çıktık. Her maç bu yolda hocam ile bir iki kelam eder maç ne olur ne gider diye konuşurduk. Bu sefer ikimizde sessiz kaldık. Anlatım pozisyonunda Melih Şendil bekliyordu bizi. Maç öncesi klasikleşen selfiemizi çekildikten sonra Uefa'nın muhteşem maç öncesi gösterisini izledik. Ardından hep birlikte İstiklal Marşı'mızı haykırdık. Sanki kendi evimizde Türkiye'de oynuyormuş gibi stadın her köşesi kırmızı beyazdı. Biz yeni bir umutla heyacanla maça başladık. Daha ilk dakikalarda Burak Yılmaz'ın attığı gol hepimizi sevince boğdu. Daha önce böyle bir heyecan yaşamamıştım. Gol'e  sevinmek Melih Şendil yanında çok ayrıymış. Saniyelerce gol diye bağırdık. Bir ara sevinç esnasında gözüm Şansal abilerin olduğu stüdyoya takıldı. Ekibimizden Seren hanımın gol sevincini zıplayarak kutladığını gördüm. Stad yıkılıyor herkes çılgınca bağırıyor. Aklıma Uğur abinin 2-0 alırız biz bu maçı dediği cümleler geliyordu sürekli. Öyle inançlıydı ki günlerdir 2-0 2-0 diye söylüyordu hep bizlere. Bende biz bir gol atarsak gerisi gelir düşüncesindeyim. Neyse dönelim tekrar maça. A Milli takımımız güzel bir oyun sergiliyordu. Yaptığımız ataklar sonunda kalemizde pozisyon versekte şans bizden yanaydı her seferinde.

İkinci yarıya daha bir umutla başladık. Artık baskı kurmuştuk. Bu güzel mücadelenin ardından Ozan Tufan'ın golü geldi stad yıkıldı sanki. O anı Melih Şendil'i video kaydına alarak ölümsüzleştirdim. Bu heyacan bu tutku başka türlü nasıl ifade edilebilir ki? Stad adeta yanıyordu. Meşaleler yandı kırmızı beyaz herkes coşkudan çıldırmış gibiydi. Akyazı Haber deki o anı izlediyseniz Trt spikeri Ersin Düzen ' in nasıl zıpladığını dahi göreceksiniz.

 

Yakaladığımız bu 2 farklı üstünlüğün ardından 3'ü 4'ü de bulabilirdik belki ama aklıma Uğur abimin 2-0 , 2-0 deyişi geldi yine aklıma. Birde Fatih Terim şansı diye birşey derdi sürekli. Çok haklı çıkmıştı. İyiki haklı çıkmıştı. Biz çok neşeli çok sevinçli çok coşkuluydu. Maç sonu programı da bir o kadar keyfli geçti. Hatta merkezden Zeynep hanıma bir süpriz ile yeni maç klibi bile gelmişti. Yılın en uzun günü 21 Haziran bizim içinde çok uzun geçti. Ama bizim için çok güzel bitti. Artık gözler bugün oynanacak diğer grup maçlarına çevrildi. Umuyorum ki Fatih Terim şansı bizim istediğimiz gibi gider ve bir üst tura adımızı yazdırırız. Şu an üzerinde olan bu şanlı forma
Fransa sokaklarında dolaşmaya Ay yıldızlı bayrağımız Eyfel kulesinde dalgalanmaya devam eder. Haydi Türkiyem !  "Biz Bitti Demeden Bitmez "

Tacettin Furuncuoğlu