Akminare Cami İmam Hatibi Fatih Arı açıklama yaptı

Akminare Cami İmam Hatibi Fatih Arı yaptığı açıklamada; “Bir an şöyle bir düşündüm: Şu an dünyanın hiçbir yerinde, ne vakit namazı, ne de cuma namazı kılınmıyor. Adeta, Rabbim, bizlere şunu söylüyor: “Kullarım, benim, sizin ibadetinize ihtiyacım yok, ibadete sizin ihtiyacınız var.” Ama insanoğlunun başına bir musibet/bela gelince Allah’a dua eder, musibet/bela gidince, bildiğini okumaya devam eder. (Kur’an’ın üzerinde en çok durduğu husus) Rabbim, Hicr Suresinin son ayetinde buyurduğu gibi “ölüm gelinceye kadar kulluk görevini hakkıyla ifa edebilmeyi” hepimize nasip etsin. Zaten yaratılış gayemiz bu değil mi? “İnsanları ve Cinleri ancak kul olsunlar diye yarattım”(zariyat), “Sizin kulluğunuz olmasa Allah, size ne diye kıymet versin.”(Furkan)
 
Ayet-i Kerimelerde, emredilen “kulluk” sadece ibadet etmek değildir. Ya nedir, kulluk? Kulluk, Allah’ın mülkünde, O’nun koyduğu kurallara göre (Kur’an ve Sünnet) yaşantımızı tanzim etmektir. Her yaptığımız işi, “Mevlam, bu konuda ne emrediyor” diyerek, Allah’ın emrini yerine getirmektir... “Şayet, bir konuda sorun yaşarsanız, Allah’ın Kitabına ve Resulünün Sünnete başvurun.”(Nisa), “Allah ve Resulü herhangi bir konuda, bir hüküm verdiği zaman, mümin erkek ve kadınların tercih yapma hakkı yoktur; yani “emredileni yapacaksın”.(ahzab)
 
Şöyle bir düşünelim! Düşünmek/tefekkür etmek, Rabbimizin emri ya! Niçin son zamanlarda musibetlerin (kuraklık, sel, bulaşıcı hastalıklar ve ahlaksızlık ki en tehlikelisi) sayısında bir artış var? Bu konuda hayat kitabımız Kur’an ne diyor? En başta söylemeliyim ki, Kur’an, bize şu ana mesajı vaz eder. “Allah, hiçbir biçimde insanlara zulm/haksızlık etmez; fakat insanlar yapıp ettikleriyle kendilerine zulmederler.”(Yunus) Demek ki, Allah Teala, bize “yapıp/ettiklerinize dikkat edin” diyor. “Başınıza bir musibet/bela gelirse, o, kendi yaptıklarınızdandır.” (Nisa, Şura) 
 
Özetle, bugün insanlığın yaşadığı sıkıntıların sebebi, Kur’an’a ve Kur’an’ın yaşantıya geçirilmiş hali olan Sünnete sırtımızı dönmüş olmamızdır. “Kim ki, Kur’an’a sırtını dönerse(emrettiği gibi yaşamazsa), o kimseye sıkıntılı bir hayat yaşatırız ve onu mahşer sabahı kör olarak hasrederiz.”(Taha) (benzer ayet için zuhruf süresine bak.)  Gelin hep beraberce, yaşadıklarımızdan dersler çıkarıp, Mevla’nın istediği hayatı yaşamak için gayret ortaya koyalım...” dedi.