Marmara Göz
Çarşı Pazar
Akgün Restoran mayıs başlangıç

TÜRKİYE. MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİNİ FESHETMELİ Mİ?

2022-07-20 14:27:32
2771 OKUNMA

Gökhan AKYÜZ

I.KISIM: “LAF LAFI AÇAR!”
 
Bir sabah uyandın ve baktın ki ABD Savaş gemileri ‘Boğazlar’dan geçerek Karadeniz’e ulaşmış veya bir ucu Karadeniz’den başlayıp Akdeniz’e kadar uzanan, düğün konvoyu gibi bir Rus filosunda tüten mangal dumanları ve votkaya bulanmış Türk suları... İşte tüm bunlar, “Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni feshederse ne olur?” sorusunun cevabı mı? Yoksa bir romandan alıntı mı? 
 
Bu soruları cevaplandırmadan önce gelin birazcık Boğazlar Sorunu hakkında laflayalım, zaten laf lafı açar... Öncelikle Çanakkale Boğazı, Orhan Gazi döneminde; İstanbul Boğazı ise Fatih döneminde elimize geçti. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet Kırım’ı da fethederek Karadeniz’i bir Türk gölü haline getirdi ve bu durum 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’na kadar devam etti.  Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla birlikte Kırım bağımsız oldu ve böylece ilk kez halkı Müslüman olan bir bölge Osmanlı’nın elinden çıktı, Rus ticaret gemileri de Boğazlardan serbestçe geçmeye başladı.
 
1798 yılına gelindiğinde Napolyon’un ordusu Osmanlı’nın elindeki Mısır’a saldırdı ve bu durumdan rahatsız olan iyilik melekleri(!) İngiltere ve Rusya, Fransa’ya karşı Osmanlı’ya yardım ettiler ve böylece tarihte ilk defa bir Rus donanması Türk Boğazlarından geçti. Ruslar Boğazlar’dan geçerken okula yeni başlayan bir çocuk gibi mutluydular! Unutmayın, Rusların tarihi emellerinden birisi de “sıcak denizlere inmektir.” Rus naparsa yapsın aklınıza ilk olarak sıcak denizlere inme politikası gelsin! Her neyse bu konu da epey uzun, biz en iyisi konumuza geri dönelim.
 
1833’de Rusya ile Osmanlı arasında imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşmasıyla birlikte ilk defa Boğazlar Sorunu başladı ve Osmanlı Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını son kez bu antlaşmada kullandı. Daha sonra ise İngiltere’nin çabasıyla 1841 yılında Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanarak “uluslararası bir statü kazanan Boğazlar” üzerindeki Osmanlı egemenliği de zedelendi. Gel zaman git zaman Boğazlar gündemdeki yerini hep korumuş ve sorun olmaya devam etmiştir.
 
 
I.Dünya Savaşı’ndan  Wilson İlkeleri’ne, Misakımilli’den Sevr Antlaşması’na kadar Boğazlar hakkında çeşitli kararlar alınmıştır. Örneğin “ölü doğan bir antlaşma” olarak nitelendirilen, yani geçersiz sayılan Sevr Antlaşması’na göre ise Boğazların yönetiminden sorumlu bir komisyon kurulacaktı ve Türkler bu komisyonda yer almayacaktı. Durum gerçekten çok vahimdi... Zaten Sevr Antlaşması’nın arka planında Türk’ü imha etmek vardı!
Neyse ki milletimizin makus talihi bir anda tersine dönüverdi ve Türk halkının da topyekün direnişiyle birlikte Sevr uçurumundan Lozan sahiline varabildik! Lozan Antlaşması’na göre başkanı Türk olan bir Boğazlar Komisyonu kurulacak, fakat Boğazların her iki yakası da askerden arındırılacaktı. Bu durum ise Misakımilli’ye aykırıydı ve egemenliğimizi zedeliyordu. Bu durum muhakkak değişmeliydi... İlerleyen zamanlarda, II.Dünya Savaşı’nın tehlike çanları çalınca oluşan karışıklık ortamından istifade ettik ve krizi fırsata çevirdik, 20 Temmuz 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni imzaladık.
 
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin maddelerini çok kısa bir şekilde derleyerek şunları söyleyebiliriz:
- Uluslararası Komisyon kaldırıldı ve Boğazlar tamamen Türk egemenliğine girdi.
- Boğazlarda Türk askerinin kontrolü başladı.
- Boğazlar uluslarası ticarete açıldı.
- Karadeniz’e kıyısı olan devletler barış zamanında belirli şartlar altında savaş gemilerini Boğazlar’dan geçirebilecektir.
- Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin Boğazlar’dan savaş gemisi geçirmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkisine bırakılmıştır.
...
 
Velhasıl şunu iyi anlamalıyız ki Lozan, Montrö’de taçlanarak Boğazlar’da 86 yıllık Türk hakimiyeti başlamış ve devam etmektedir, edecektir, etmelidir de...
Gelelim en baştaki sorumuzun cevabına... Montrö feshedilebilir mi ve feshedilirse neler olur?
 
Cevabını ise bir sonraki yazımda yayımlamaya karar verdim, çünkü en başta demiştim ki “...gelin birazcık Boğazlar Sorunu hakkında laflayalım, zaten laf lafı açar.” 
İşte laf lafı açtı ve konu çok uzadı. 
Sağlıcakla kalın... 
 
GÖKHAN AKYÜZ
[Bilgin Koleji – Araştırmacı Tarihçi]
Twitter: @tarihiniarayan

YORUM YAZ

ADINIZ SOYADINIZ:
YORUMUNUZ:
Hastahane Mahalleli 3 ay önce2022-07-22 12:23:19

Mustafa Kemal ATATÜRK ve İsmet İNÖNÜ anılmaması için o kadar gayret gösterilmiş ki gayretiniz bile onları gizleyememiş. Yazarın önceki yıllardaki dönemini bilen biri olarak söylemem gerekirse kendisini ileride bilinç alanında büyük bir reform bekliyor. Daha önceki reform onu dipsiz kuyulara sürüklemiş. Selametle...

4
-0
VATANDAŞ 3 ay önce2022-07-21 13:03:38

TÜRKİYE. MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİNİ FESHETMELİ Mİ? BU SORUYA DAHA ATANAMAMIŞ ÖZEL BİR OKULDA TARİH ÖĞRETMENLİĞİ YAPAN BİRİ Mİ KARAR VERİYOR. MONTRÖ VE LOZAN ZAFERİNDEN BAHSEDERKEN BİR KEZ BİLE MUSTAFA KEMAL ATATÜRKTEN BAHSETMEMEK İÇİN O KADAR ÇABALAYAN BİRİ. "TÜRK MİLLETİNİN MAKUS TALİHİ BİR ANDA DÖNDÜ" cümlesi her şeyi açıklıyor

4
-0
VATANDAŞ 3 ay önce2022-07-21 13:00:27

"Neyse ki milletimizin makus talihi bir anda tersine dönüverdi ve Türk halkının da topyekün direnişiyle birlikte Sevr uçurumundan Lozan sahiline varabildik!" BU CÜMLENDE BAHSETTİĞİN MAKUS TALİH KENDİ KENDİNE Mİ DÖNMÜŞ YOKSA YAZININ HİÇBİR YERİNDE BAHSETMEDİĞİN BAHSETMEKTEN KORKTUĞUN KİŞİLER Mİ DÖNDÜRMÜŞ. GERÇİ HAKLISIN DAHA KPSS VAR ATANMASI VAR BAŞIN AĞRIMASIN.

4
-0
Akyazı'da hafızlığı tamamlayan 39 öğrenci için icazet programı
1 / 15
BELLONA
Akyazı Emlak

YAZARLARIMIZ

   

EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK YORUMLANANLAR

AKYAZI HABER

Arşiv Haber Arama

Çarşı Pazar