Beşkardeşler Multi1
Aydın Metal
AKTAŞ SÜRÜCÜ

BIÇAĞI BOĞAZINA DAYADI

2014-09-11 00:00:00 - Levent SERDAR
2046 OKUNMA

Emre itaat kulluğun göstergeseydi. Şeytan karşısına geçti ve dedi ki; Merhametli olduğunu söyleyen Allah! Senden bu günahsız çocuğu boğazlamanı mı istedi? Hz. İbrahim karıncayı bile incitmekten çekinen, hoş görü sahibi nezih, latif olan yüce peygamber! Etrafına bakındı, bir taş buldu ve öfke içerisinde kovulmuş olana fırlattı. Bir peygamberin hiddeti, iblisi korkutmuştu.

Çünkü o gerçekten teslim olmuştu ve ağır bir imtihana tabi tutulmuştu. Bıçağı teslimiyet içerisinde ki 8 yaşlarında olan oğlu İsmail'in boğazını dayadı. Ve keskin olan tarafıyla kuvvetlice bastırdı. Ama bıçak kesmiyordu. Çünkü o bıçak, isteyerek veya istemeyerek, Rabb'inin emrine boyun eğmişti. Yaradanın buyruğu karşısında ipek gibi yumuşamışdı.

Cebrail; Salat ve selam üzerine olan Hz. İbrahim'e semiz bir koç getirdi.
"İkisi de bu şekilde teslim olduklarında, onu tuttu şakağı üzerinde yatırdı. Biz ona şöyle seslendik: Ey İbrahim! Gerçekten rüyayı doğruladın. İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık ve kesin – çetin bir imtihandı. Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik." (Saffat: 103-107)

Kurban ibadeti, islamın beş şartından biridir. Bir gelenek değildir. Bu bağış konusunu münazara etmek istedim. Dini bir konuda ahkam kesmek haddim ve bilgim dahilinde değil. Ama ibadeti yaşamak ve yaşatmak açısından kurbanın bağış şeklinde faiz sisteminin bir parçası olan bir bankaya para yatırmaktan çok öte olduğunu düşünüyorum.

Kurban fiyatlarında hissenin 1000 ₺ civarlarında olacağı söyleniyor. Bağış yaparsanız 350 ₺. Böyle olunca;  Zahmetsiz ve ucuz olması ile bağış yapmak cezbediyor. Bu şekilde hareket edecek imkan sahiplerine tanık olunca, açıkçası ibadetin manevi havasından uzak olduklarını düşünüyorum.

Kurban bir yönüyle sosyal bir ibadettir. Bu ibadeti yapma imkanına sahip olanların; Kurban etini,  komşu, akraba ve ihtiyaç sahiplerine kendi elleriyle ikram etmesi, sevgi bağını güçlendirir, varsa öfke ve düşmanlık, onu dindirir.

Evde o kurban havasının yaşanması çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miraslardan biri değilmidir?
Çocukluğumu hatırlıyorum, bir başkaydı kurban bayramının o ilk günleri. Kim kurban kesiyorsa oraya koşuyor, saatlerce izliyorduk. Alemlerin Rabb'inin biz insanların emrine verdiği, o mübarek hayvanların mahsunluğu, nimetin büyüklüğü ve o etin tadı, kokusu farklı oluyordu. Hele birde eve gelince ellerimize poşetlerle etler tutuşturulup, dağıtmamız istenince, ikram edilen yerlerdeki memnuniyet ve dualaşma bir başka mutluluk kaynağı oluyordu. Minik yüreklerimize bayram coşkusunun yanın da ayrı bir sevinç veriyordu. Paylaşmayı öğretiyordu, bizlere.

O manevi havayı teneffüs etmenin ayrıcalığını, kendi çocuklarımızdan nasıl olurda esirgeriz? İbadet sadece vicdani bir rahatlama için yapılmaz ki. İbadeti bizaati yaşamamız, ailemize ve evlatlarımıza örnek teşkil etmemizin en temel kaidesi değilmidir?

Bu sözlerden sonra; Bağış yapılmasına karşı bir düşüncem var gibi algılanmasın. Dünya'nın dört bir yanında ki kardeşlerimize de gücümüz nispetinde yardım yapalım. Lakin, önce kurban ibadetini bulunduğumuz yerde yerine getirmeye çalışalım.  İmkan varsa bir ikincisini de İslami kurar çercevesinde bağışlayalım. İnşah,   niyet hayır olursa akıbette hayır olur.

Diğer Yazıları

Akyazı Stadyumu ve Atatürk Spor Salonu bakıma alındı
1 / 15
10 K GRUP
BENİM DÜNYAM ANAOKULU

YAZARLARIMIZ

   

EN ÇOK OKUNANLAR

EN ÇOK YORUMLANANLAR

AKYAZI HABER

Arşiv Haber Arama